1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Cevher

'Hikaye' forumunda Hikayeci tarafından 15 Kasım 2012 tarihinde açılan konu

  1. Hikayeci

    Hikayeci Member

    Küçük çocuk, sahilde gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu.

    Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik parıl parıl parlamaktaydı. Çocuk taşı avucuna sıkıştırıp eve koştu, büyük bir heyecanla babasına uzattı.

    Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkaran bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söylemedi. Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle bir de top alacağına inanıyordu. Lâkin babası, yavrusunu mutlu görme arzusuyla cüzdanı arasına sıkışmıştı.

    Çocuk işin kendisine düştüğünü anladığında tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de elindeki taştan çok daha küçük olanlarıyla süslenmiş pahalı yüzüklerle...

    En gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride dükkân sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da kürk mantolu bir hanım... Küçük çocuk biraz sonra içeri girdi ve cebinden çıkardığı taşı tezgâhın üzerine koyarak "bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim, eğer isterseniz size satarım" de

    Adam taşa uzaktan bir göz atıp gülümsedi: "o sadece basit bir çakmak taşı afacan, bütün sahil o taşlarla doludur.

    "Hayır" diye atıldı küçük çocuk, "isterseniz ıslatın, ne kadar parladığını göreceksiniz." Dükkân sahibi, zengin müşterisinin rahatsız olabileceği endişesiyle çocuğu elinden tutup dükkândan çıkarmaya niyet etmişti ki, kadın onun niyetini sezdi. Tezgâhın üzerindeki taşı aldı, yakından baktı ve "tam istediğim şey" diye gülümsedi. "Onu bana satar mısın?"

    Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Cebine sıkıştırılan paralar ise onu sevinçten havalara uçurmuştu. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı.

    Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki mücevher gibi taşıyacaktı. Dükkân sahibi, müşterisinin yapmış olduğu îkazı anlamadığını, aldandığını düşünüyordu. "Söylemiştim, ama tekrar edeyim: satın aldığınız şey basit bir taştır."

    Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak mırıldandı:
    "Zannetmiyorum. O taş bence bunlardan daha değerli, çünkü küçük bir çocuğun ümidini taşıyor."
     
    Tags:

Bu Sayfayı Paylaş

Yükleniyor...