1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

'G.Saray zorla turu aldı'

'Spor' forumunda TuErSa tarafından 6 Aralık 2012 tarihinde açılan konu

  1. TuErSa

    TuErSa New Member

    ÖNCE SEMİH SONRA TERİM

    ÖNCELİKLE Galatasaray’a koca bir tebrik göndermek gerekir. Şampiyonlar Ligi’nde ilk 16’ya kalarak büyük bir başarı elde etti. Bir kez daha şana, şöhrete ve paraya ulaştı. Böyle bir ligde bir Türk takımını ilk 16’da görmek futbolumuz adına herkes için büyük bir mutluluk olmalı. Aslında dün gecenin son derece kolay olacağını düşünüyordum. Galatasaray’ın yenilme ihtimalinin bulunmadığını ve en önemlisi Manchester United’ın Cluj gibi bir takıma kaybetme şansının sıfır olduğunu tahmin ediyordum.

    Galatasaray taraftarının ve bizlerin ömürlerinden beş yıl gideceği bir maçı asla hayal etmiyordum. Ama öyle oldu. Beş yıl gitti. Üstelik son saniyelerde heyecandan sıcak çayı bile yalnışlıkla su diye içip cayır cayır yandım. Ancak hiç kimsenin aklına Galatasaray’ın ilk yarıda bu kadar kötü oynayacağı gelmemişti. Melo, Eboue, Hamit, Selçuk, Elmander, Burak ve Riera’nın normal olmayan kötü futbolları ilk yarı skorunun daha farklı bitmesine neden bile olabilirdi. Düşünmemek elde değil. Bir takım böylesine bir maçın ilk yarısında bu kadar kötü nasıl olabilir? Sanıyorum bu soruyu Galatasaray takımının tümü de kendine soracaktır. Bu dakikalarda ayakta kalan sadece Semih vardı.

    Maç sonunda Fatih Terim bütün futbolcuları mutlaka kutlamıştır. Ama umarım Semih için ayrı bir kutlama yapmıştır. Eğer dün Galatasaray 16’ya kaldıysa bunu Semih’e borçludur. Her atağa direndi, her topa, pasa, asiste müdahale etti. Bir ara Semih ve Braga tek başına maç yaptı. Ve tabi ki direnemedi. Ama savunmadaki o mücadelesi farkın artmasını engelledi. O yüzden yatıp kalkıp Semih’e dua etmek gerekir. İlk yarı Semih, ikinci yarı sazı Fatih Terim eline aldı.

    Ama şunu unutmamak lazım; Semih olmasaydı Fatih hoca ikinci yarıda her türlü telli sazı eline alsa da durumu yine çeviremezdi. Ve o kötü görüntünün tek sorumlusu olurdu. Ama belli ki ilk yarıyı iyi okudu hoca. Kanatlardaki eksikliğin farkına vardı. Bu yüzden Amrabat ve Aydın’ı aldı. Aslında Manchester United maçının en önemli ismi olan Faslı oyuncunun ilk on bir de oynamaması beni şaşırtmıştı. Özellikle Hamit ve Elmander’i oyundan alması çok doğruydu. Çünkü iki oyuncu da hiç bir şekilde varlık gösteremedi. Sahadaki kötülerin kötüsüydü. Ve en üzücüsü ben Hamit’ten giderek umudumu kesmeye başladım. Çünkü Hamit gibi bir oyuncunun bu maçta böyle kötü olma hakkı yok. Onunda bu sonuca şükretmesi gerekir. Çünkü kötü bir durumda en çok tartışılacak isim olacaktı. Yani paçayı kurtardı Hamit. Bu gruptan çıkmak Hamit’in toparlanması için bir şans daha oldu.

    İkinci yarı Galatasaray dikkatini ve konsantrasyonunu en üst düzeyde tuttu. Daha kontrollü oynadı. Başına neler gelebileceğinin bilincine vardı. Ve en önemlisi bu kötü durumda panik yapmadı. Savunmada Semih’in yanında Dany’de sahneye çıktı. Selçuk müthiş bir geri dönüş yaptı. İkinci yarı tam bir usta gibi oynadı. Melo daha derli toplu oldu. Psikolojik üstünlüğü ele aldı. İkili mücadelelerde ayakta kaldı. Aslında sadece bunlar bile yetti. Çünkü Galatasaray, Braga’dan daha iyi bir takım. Biraz silkinmesi bile bu sonucu getirdi.

    Burak’ın attığı kafa golleri için ayrı bir bölüm açmak lazım. Bana Almanlar’ın ünlü ‘altın kafası’ Horst Hrubesch’i hatırlatıyor. Sakin, dik ve her durumda vurabiliyor. Ve üstelik gözü açık bir şekilde istediği köşeye gönderebiliyor. Her futbolcu kafa golü atabilir. Ama böyle değil. O yüzden bana göre Şampiyonlar Ligi’nin grup maçlarının en önemli futbolcusu olmayı hakediyor. Galatasaray, bu maçtan sonra şunu herhalde çok iyi anladı; futbol asla hatayı affetmiyor. Bu tip maçlarda en üst düzeyde oynaması şart. Aksi takdirde Şampiyonlar Ligi’nde cezayı hemen kesiyorlar.

    Dünkü ilk yarıdaki Galatasaray İnter Toto’da bile oynayamaz. Ama ikinci yarıdaki futbolun üstüne üç dört gömlek daha koyarsa bundan sonraki turlarda karşısına kim çıkarsa çıksın zorlar. Ve en önemlisi eğer devre arasında transfer yapacaksa bu mutlaka sol bek olmalı. Çünkü Riera’nın bu bölgedeki yetersizliği tavan yaptı. Yani patladı gitti.

    SERGEN YALÇIN

    G.SARAY ZORLA TURU ALDI

    GALATASARAY kesinlikle büyük iş başardı dün gece Portekiz’de... Böyle zor deplasmanlarda devreyi mağlup bitirip ikinci yarıda oyunu çevirmek çok zordur. Ve bunu ancak Galatasaray gibi büyük takımlar yapabilir. Sarı-Kırmızılılar, zorla tur vizesini aldı diyebiliriz. İlk yarıda oyuncular ne yaptığının farkında değildi, ancak ikinci yarıda her şey tam tersine dönmüştü. Devre arasında soyunma odasında mutlaka önemli şeyler olmuş ki çok farklı bir takım izledik. Galatasaray’ın Süper Lig’de oynadığı son maçlara baktığım zaman ilk yarıda ortaya konan futbola pek şaşırmadım. Çünkü geçen seneki ve bu seneki Galatasaray arasında dağlar kadar fark var...

    İkinci yarıda Fatih Terim’in yaptığı değişiklikler Sarı-Kırmızılı takıma hareketlilik getirdi. Öyle ki yine kötü bir performans sergileyen Hamit Altıntop’a ikinci yarıda tahammül etmek ve bir türlü toparlanamayan Elmander’den olumlu işler beklemek biraz hayalcilik olurdu. Amrabat ve Aydın tercihi kanatları işlemeyen bir takım için yapılacak en doğru karardı. Çünkü kanatları işlemeyen bir takımın bırakın gol atması, galip gelmesi bile sürpriz olur. Sonuçta iki kanat organizasyonunda Amrabat ve Riera’nın kestiği ortalardan doğan iki gol buldu Galatasaray...

    Takımdaki oyuncuları bireysel olarak değerlendirecek olursak; özellikle Semih, hatasız ve mükemmel oynadı. İlk hamleleri, pozisyonlardaki yüksek sezgisi ile Braga’lı oyunculara şans tanımadı ve alkışı en çok alan isim olarak ön plana çıktı. Orta sahada Melo ve Selçuk ikilisi özlenen o tabloda değildi. Selçuk daha gayretli görüntüdeydi ancak Melo’nun yenen goldeki hatası pahalıya patlayabilirdi. Burak Yılmaz, yine jeneriklik bir gole imza attı ve takımına önemli bir moral sağladı. Zaten bu golden sonra da güven kazanan takımın sağlı sollu atakları başladı. Eğer Burak Yılmaz olmasaydı Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde kaç gol atacağını inanın ben de merak ediyorum.

    Sonuç olarak baktığımız zaman temsilcimiz, son 16’ya kaldı ancak bence hala istenen futbol ortada yok. Böyle başarılar bazı şeyleri gölgeler, olumsuzluklar arka planda kalır ama bu takımın bu şekilde devam etmesi büyük hayal kırıklıklarına yol açabilir. Galatasaray’ın en önemli şansı ikinci tur maçlarının yaklaşık 2.5 ay sonra oynanacak olması. Bu karşılaşmalar iki hafta sonra oynansaydı ben Sarı- Kırmızılı ekibe pek şans vermezdim. Ancak Fatih Terim’in önünde takımı toparlaması için epey bir zamanı var. Bence bu süre içinde alınacak önlemler, Galatasaray’ı gelecekte çok daha iyi yerlere taşıyabilir.

    ERHAN TELLİ

    KURTARICI AYDIN

    Aydın Yılmaz, yıllardır kendisine ‘Kurtarıcı Aydın’ diye isim takanlara, sonunda en güzel yanıtı Braga’da verdi... Herkesin nefesini tutup ‘Şampiyonlar Ligi treni kaçıyor’ dediği dakikalarda, öyle önemli bir gole imza attı ki, hem tarihin altın sayfalarında yer alma fırsatını yakaladı, hem de G.Saray adına şimdi gerçek bir ‘kurtarıcı’ oldu. Bu özel galibiyet için onu ve Devler Ligi’nde attığı 6 golle büyük başarıya imza atan Burak Yılmaz’ı, özel olarak tebrik etmek gerekir. Çünkü Manchester’da Cluj mucizesinin yaşandığı bir gecede, az kalsın her şey kabusa dönüyordu. Burak’ın attığı golden sonra G.Saray uyandı ve kendi göbeğini kendi başına kesmesi gerektiğini anlayıp işi bitirdi. Bu galibiyet için ayrı bir parantezi de Fatih Terim için açmak gerekir. İlk yarıda Elmander’i orta sahanın soluna çekerek sistem değişikliği yaptığı bir dakikada kalesinde golü gören Terim, 2. yarıya başlarken yaptığı 2 değişiklik, maçın kaderinin değişmesini sağladı. Terim’in, Amrabat ve Aydın’ı iş işten geçmeden oyuna alması, kırılma anıydı.
     
    Tags:

Bu Sayfayı Paylaş

Yükleniyor...