1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Sualtı Hastalıkları

'Su Altı Dünyası' forumunda selcuk tarafından 13 Aralık 2012 tarihinde açılan konu

  1. selcuk

    selcuk Member

    TÜKENME:
    Sualtında dalıcıdan,malzemede ve çevre koşullarından kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkar. Genellikle tükenmiş bir dalıcı doğru karar veremez ve kararları uygulayamaz. İyi bir fizik kondisyon ve eğitim tükenmeyi önleyen en önemli unsurlardır. Malzeme ve dalış koşullarıyla ilgili eğitim,dalıcının hangi dalış koşullarından kaçınmasını öğretmektedir. Her dalıcı kendi sınırının ve becerisinin farkında olmalıdır. Güvenlik önlemleri ve kurallara uyma,ansızın gelişebilecek tükenme nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

    BOĞULMA:
    Hava soluyan bir canlının solunum yollarının sıvı yada başka bir yabancı madde ile tıkanarak ölümü olarak tanımlanır. Yarı boğulma yani sığ su boğulması ise bu aşamadaki bir canlının tekrar yaşama döndürüle bilmesi anlamı taşır. Boğulma dalıcılar dışındaki toplumun önemli bir kaza nedeni olmasına rağmen dalıcılar arasında sanılanın aksine çok seyrektir. Tüm dalıcılar boğulmada ilk yardım ve kurtarma tekniklerine hakim olmalıdır.

    HİPOKSİ:
    Vücudun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için belirli düzeyde Oksijene ihtiyacı olduğunu öğrenmiştik. Oksijen düzeyi bu değerin altına düşerse Oksijen eksikliği anlamına gelen HİPOKSİ ( HYPOKSİA ) oluşur. Oksijenin tamamen tükenmesi durumundaysa oksijen yokluğu anlamına geren ANOKSİ ( ANOKSİA ) meydana gelir. Oksijen miktarındaki çok küçük bir azalma çok ciddi sonuçlara, hatta ölümlere sebep olabilir.
    Solunan gaz düşük miktarda oksijen içeriyorsa.Havanın ciğerlere çıkış - giriş hareketleri azalırsa, Ciddi bir kan kaybından sonra ,( O2 taşınması için yeterli kan olmaması ) Gaz zehirlenmelerinden sonra ,( Kandaki O2 taşıyıcıların engellenmesi ) Ciğerin hastalıklı olması, Kalbin dokulara yeterli miktarda pompalayamaması, Durumlarından biri mevcutsa hücreler kendilerine dağıtılan oksijenden daha fazlasını kullanırlar. Sonuçta morarma meydana gelir. Dudak, kulaç memeleri, tırnak diplerinde ki morarmalardan fark edilir. Hipoksi hafiflemezse hücreler zamanla fonksiyonlarını yitirir, beyinin çalışmasını ve bilinç kaybı olur. Hipoksi üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Anoksi olmuş ise, artık çok geçtir.

    HİPOTERMİ:
    Vücut işlevlerini sürdürebilmek için sabit bir iç sıcaklığı ihtiyaç duyar. Bu sıcaklık 37 derece civarındadır. İç sıcaklığın bu değerin altına düşmesi HİPOTERMİ ( HYPOTERMİA ) olarak adlandırılır. Hipoderminin ilk belirtileri şiddetli titremedir. Bununla birlikte idrar üretimi artar. Kalp atımı hızlanır. İç sıcaklık 34 derecenin altına düştüğünde film kopması denilen durum ortaya çıkar. Bu durumda ilk yapılması gereken ısı kaybını önlemektir. Dalıcı sudan çıkartılmalı elbiseleri kuru olanlarla değiştirilmeli bir battaniyeye sarılmalıdır. Bilinci açık hastalara çay, kahve gibi kafeinli içecekler ve alkol verilmemelidir.

    HİPERVANTİLASYON:
    Nefes tutularak yapılan dalışlarda, sualtında kalış süresini uzatmanın bir yolunu kandaki CO2 miktarını düşürüp, O2 miktarını arttırmaktır. Bunun için dalıştan önce hızla ve belirgin bir süre boyunca solumaya Hipervantilasyon denir. Hipervantilasyon yapmak, kandaki karbondioksit miktarını önemli ölçüde azaltırken, O2 düzeyini yeterince arttırmaz. Bu teknik, O2 miktarı dönüşül şekilde düşene dek nefes alma isteğini erteleyecektir. Ancak, soluk alma isteği doğmadan önce aşırı derecede düşen O2 miktarı bilinç kaybına yol açabilir. Bu nedenle Hipervantilasyon yapılmaması gereken tehlikeli bir işlemdi

    AKUT OKSİJEN ZEHİRLENMESİ:
    Bu tür zehirlenme oksijenin kısmi (parsiyal ) basıncının 1.6 Bar veya daha yüksek olduğu ortamlarda görülür ve direk olarak beyni etkiler. En önemli belirtileri bilinç kaybı ve kasılmasıdır. Bunun dalış sırasında olması boğulma ile sonuçlanır. Teorik olarak saf oksijen soluyan bir dalıcı 6 m " den sonra normal hava soluyan ( % 21 O2 ) bir dalıcı ise 66 m " den sonra akut oksijen zehirlenmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Merkezi sinir sistemindeki akut etkisi ve akciğerlerin üzerindeki kronik etkisi çok önemli ve ölümcül olabilmektedir.

    KRONİK OKSİJEN ZEHİRLENMESİ:
    Bu tür zehirlenme oksijenin kısmi basıncı 0.6 Bar" dan yüksek olan gaz karışımlarının uzun süreli solunması ile oluşur. Belirtilerin ortaya çıkması günler sonra olabilir. Profesyonel dalıcılarda ve basınç odasında tedavi gören hastalarda görülebilir. Akciğer ve solunum yollarını etkilediğinden boğaz ağrısı, göğüs kemiği arasında ağrı, öksürük, nefes darlığı ve hırıltılı soluk alımı şeklinde kendini gösterir.

    AKCİĞER BAROTRAVMALARI:
    Benzer biçimde 6 litre toplam akciğer kapasitesi olan bir dalıcıyı ele alalım. Bu dalıcı 30 metre (4 ATM ) derin bir nefes alıp hiç nefes vermeyen yüzeye çıkarsa bu hava 6 x 4 = 24 litreye genişleyecektir. Böylesi bir hacmi akciğerlerin hasar görmeden karşılaması olanaksızdır. Havuz dalışlarında bile derin bir nefes tutarak yüzeye gelenlerde akciğer çıkış barotravması gelişebilir. Panik, yüzeye fırlama, serbest çıkış eğitimi, B.C yeleğinin kullanım hataları, ağırlık düşürme gibi durumlarda oluşabilecek böylesi bir durum sualtı hastalıkları içinde en ciddi durumlara sebep olabilir. Normal hızla çıksalar bile akciğerlerinde kist, kavern, kavite (Akciğerlerde hava boşluğu türleri) bulunanlar ile astımlılar, kronik tıkayıcı enfeksiyonu bulunanlar akciğer çıkış barotravmasına uğrayabilirler. Dalış öncesi tıbbi enfeksiyonu bulunanlar akciğer çıkış barotravmasına uğrayabilirler. Dalış öncesi tıbbi kontrol ile bu hastalıkların bulunmağı saptanmalıdır. Ayrıca dalıcılar iyi bir eğitimle malzeme kullanma konularında yetkinleşmelidirler. Serbest çıkış eğitimi mutlaka yapılacaksa ancak eğitim amacıyla ve kontrollü olarak yapılmalıdır. Dalıcı kendi başına "serbest çıkış çalışması " gibi sakıncalı ve gereksiz girişimleri asla yapmamalıdır. Çıkış barotravması olarak akciğer hasarları dört değişik formda gözlenir.


    AKCİĞER .jpg


    BASİT ALVEOL HASARI:
    Beyin damarlarına basınç yapabilir. Böyle durumlarda oksijen solutulmalı, bir sağlık kuruluşunda serum takılıp en yakın basınç odasına nakledilmelidir.

    HAVA EMBOLİSİ ( GAZ EMBOLİSİ ):
    Su altı hastalıkları içinde en ciddi olanıdır. Parçalar alveoller içindeki hava hemen çevredeki hasar gören damarların içine girer. Bu şekilde kalbe gelen hava damarlar yoluyla tüm vücuda pompalanır. Vücutta tıkanan damarlara bağlı olarak çok çeşitli bulgular ortaya çıkabilir. Özellikle beyin damarlarının tıkanması ağır sonuçlar doğurabilir. Tedavisi ileri dereceli dekomprasyon hastalığı ile aynıdır.

    AKCİĞER BAROTRAVMALARINDA BELİRTİLER:
    1. Havaya doyamama.
    2. Nefes alışta ıslık sesi.
    3. Münüste kan.
    4. Ciğerlerde batma.
    5. Nefes alışta yanma hissi.
    6. Görüşte bulanıklık ve görüş kaybı.
    7. Bilinç kaybı.
    8. Kesik kesik öksürük.
    9. Kısık ve yetersiz öksürük.
    10. Denge kaybı.
    11. Hissizlik.
    12. Refleks kaybı.
    13. Hızlı morarma.
    14. Kalp atışlarında güçlük ve düzensizlik.
    15. Boyun bölgesinde şişlikler - boyunda - üstte morarma.
    16. Duyma eksikliği.

    Brons.jpg



    AKCİĞER VE ÜST SOLUNUM YOLLARI:
    Akciğerler esnek bir yapıya sahip hava boşluğudur. Üst solunum yolları ise (burun boşlukları, gırtlak, nefes borusu v.b.) ise daha sert hava boşluklarıdır. Serbest dalıcının akciğer hacmi, dış basıncın artışıyla ters olarak azalır.

    AKCİĞER HACMİ:
    Ciğerler tamamen genişlediğinde tutabildikleri hava miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte yetişkin bir insanda 6 lt" dir. Normal soluk verdikten sonra boşaltmadığımız ve akciğerlerde kalan yaklaşık 1.5 lt" lik kalan hacime REZİDÜEL HACİM denir. Soluk alma sırasında alıp verdiğimiz maksimum hava ise 4.5 lt" dir. Buna yaşamsal (VİTAL) kapasite denir. Nefes tutarak dalan dalıcı satıhta ( 1 BAR ) ciğerlerinin tamamına doldurup ( 6 lt ) 60 m " ye inerse ( 4 BAR ) ciğerlerinin hacmi ¼ ne yani, 1.5 litreye düşecektir. Bu durumda ciğerler artık hacmi kadar düşmüş olacaktır. Eğer daha derine inerse ortam basıncıyla beraber ciğerleri artık hacmin daha altına düşecektir. Buda ciğerlere zarar verecektir. Bu olaya Ciğer Sıkılaşması denir.

    DEKOMPRESYON HASTALIĞI:
    Halk arasında vurgun olarak adlandırılan bu hastalık tamamen azot emil imine bağlıdır. Yüzeyde soluduğumuz Nitrojen (Azot) metabolizmaya bir zarar vermez. Dalış esnasında ortam basıncının artmasıyla gazların kısmi basınçlarının da artacağından vücuda daha yüksek oranda nitrojen girer. Alveoller deki havada bulunan azot gazının kısmi basıncı arttığında alveolleri çeviren kılcal kan da dengeyi sağlamak için içerdiği çözülmüş haldeki azotun kısmi basıncını da arttırır. Yağ dokusu içerisindeki azotun çözünürlüğü sudan fazladır. Bu nedenle yağlı dokular, su içeren dokulardan daha fazla azot tutarlar. Su altında kalınan zaman ve derinlik arttıkça dokular doyana kadar gaz em ilimi devam edecektir. Dalıcı satha doğru yükselmeye başladığında ortam basıncı düşeceğinden bütün bu olaylar tersine işlemeye başlar. Basıncın düşmesiyle orantılı olarak akciğerlerdeki havada bulunan azotu kandaki kısmi basıncı alveollerdeki havadan daha fazla olacağından azot kandan akciğerlere geçmeye başlar. Böylece azotun kandaki kısmi basıncıda düşer. Bu işlemler sırasında dokularda bulunan azot ta kana geçerek akciğerlere gider. Bazı dokular içindeki azotun diğer dokulardan daha geç vereceği için dekompresyonlar sırasında az sayıda küçük kabarcıklar olacağı kesindir. Bu kadar küçük ve az kabarcığın vücut için bir tehlike yaratmayacağı bilinmektedir. Ancak büyük ve çok miktardaki kabarcıklar dekompresyon hastalığını meydana getirir. Bu hastalığın belirtileri 1 ila 6 saat içerisinde kendini gösterir. 24 saat ekseriyette eklemlerde ( Bel, omuz ve diz gibi ) görülür. Deride kaşıntı ve döküntüler, güç de denge kaybı, yutmada güçlük, görüş ve konuşma bozukluğu, bilinç kaybı, konsantrasyon bozukluğu ortaya çıkabilir.

    TEDAVİ ŞEKLİ:
    İlk aşamada hastaya bol su ile birkaç aspirin verilerek, bir basınç odası bulunan sağlık kurumuna sevk edilmeli ve nakliye sırasında belli aralıklarla saf oksijen solutulmalıdır.
    Bu hastalıktan etkilenmemek için dekomprasyon tablolarına kesinlikle uymak, derinliği ve süresi uzun dalışlardan kaçınmak gerekir.

    DEKOPRASYON HASTALIĞINA NEDEN OLAN FAKTÖRLER:
    Şişmanlık, yaş, su kaybı, yaralar ve hastalıklar, alkol, soğuk su, ağır egzersizler ve dalıştan sonra irtifa ve uçuş dekomprasyon hastalığı riskini arttırır

    AZOT NARKOZU:
    İlk kez yaklaşık 150 yıl önce basınçlı azot gazının alkol gibi narkozik etki yaptığı gözlenmiştir. O günden beri Nitrojen narkozu denilen bu durum nitrojen gazının kısmi basıncının etkisi olduğu kesinlik kazanıştır. Yüzeyi terk eden dalıcı artan nitrojenin kısmi basıncının etkisi altına girmeye barlar. Derinlik ve basınç arttıkça dalıcıda alkol almış gibi sarhoşluk oluşmaya başlar. Yaklaşık 30.5 m civarında oluşmaya başlayan bu etki gazların kısmi basıncının artışıyla ilgili olarak oluşur. Bünyeye, dalıcının fiziksel ve ruhsal performansına göre değişik metrelerde başlayabilir. Böyle bir durumla karşılaşan dalıcı hemen birkaç metre yükselerek ortam basıncını düşürmeli ve dalışı daha sığ sularda sürdürmelidir. İki narkotik maddenin bir arada alınmasıyla meydana gelen etkiler her birinin ayrı ayrı alınmasından daha çok farklı sonuçlar doğurabilir. Yani alkol yada sakinleştirici, uyuşturucu ilaçlar alıp dalış yaparsanız iki narkotik etki bir araya gelince sonuç tahmin edebileceğinizden daha yıkıcı olabilir. O halde dalışlardan önce kesinlikle alkollü veya uyuşturucu, yatıştırıcı etkisi olan ilaçlar almamalıyız.

    TERİMLER:

    EUPNE ( ÖPNE ) : Normal solunum
    APNE ( APNE ) : Solunum durması.
    TAKIPNE : Solunum sayısının artması.
    BRADIPNE : Solunum sayısının azalması.
    HİPOVENTİLASYON : 1 dakikada akciğere giden hava miktarının azalması.
    HİPERVENTİLASYON : 1 dakikada akciğerlere giden hava miktarının artması.
    ANOKSİ: Dokularda oksijen yokluğu.
    HİPOKSİ : Dokularda oksijen azalması.
    ANOKSAMİ : Kanda oksijen azalması.
    HİPOKSEMİ : Kanda oksijen azalması.
    HİPERKAPNİ : Kanda ve dokularda karbondioksit artması.
    HİPOKAPNİ: Kanda ve dokularda karbondioksit azalması.
    ASPHEXİA ( asfeksi ) : Havasız kalmadan dolayı boğulma.
    KARBONDİOKSİT ( CO2 ) ZEHİRLENMESİ : Dudak ve tırnak uçlarında morarma ile kendini gösterir.
    KARBONMONOKSİT ( CO ) ZEHİRLENMESİ : Dudaklar rujla boyanmış gibi kızarır.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 6 Temmuz 2015
    Tags:
  2. MaRLeY

    MaRLeY Moderator

    anammm hepsini okuyunca bi an kendimden şüphe etmeye başaldım dalacaksamda dalmam arkdaş
     
  3. selcuk

    selcuk Member

    Bu bilgiler sadece bilgi edinmek icin ons bakarsan dagda bayirda gezerken ayaklarin islanirsa zature olup olebilme riskin var bunlar aslina bakarsan sadece bilgilendirme icin zaten sen dalisa baslamak istediginde senden bu butun konular hakinda doktor raporu istiyoruz. Ama Ben sadece birkez denemek icin dalicak diyorsam risk yok gibi birsey seni en fazla 5 metreye kadar daldiriyoruz.
     
  4. MaRLeY

    MaRLeY Moderator

    hmm sende haklısın şaka biyana havalar isinsada bi dalsak
     
  5. selcuk

    selcuk Member

    Neden olmasin ekibi yoplayip dalis programi yapariz
     
  6. Geveze

    Geveze Member

    Balıklarda hasta olur mu ki çok merak ettim hatta soruyum bilene sorda
     
  7. selcuk

    selcuk Member

Bu Sayfayı Paylaş

Yükleniyor...