Bebekle birlikte hayat, sanki aynı gün hem çok büyür hem de küçülür: Bir yandan “artık iki kişiyiz” diye kocaman bir evrene adım atarsın, bir yandan da günün en büyük olayı gaz çıkarmak, uykuya dalmak, bir memeyi tutturmak olur. Ve kimse sana şunu tam söylemez: Anne–bebek ilişkisi yalnızca bakım listeleriyle değil, minik duygusal ritüellerle de güçlenir.
Bu yazıda “anne–bebek” konusunu çok teknik olmayan ama gerçekten işe yarayan bir yerden ele alacağım: Gün içinde ikinize de iyi gelen küçük alışkanlıklar. Çünkü bazen bir rutini “doğru” yapmak değil, onu sürdürülebilir yapmak önemlidir.
1) Önce anne: “İyi misin?” diye kendine sormak lüks değil
Bebek ağladığında refleksimiz otomatik: besle, alt değiştir, uyut, sallla… Peki anne ağladığında kim refleks oluyor?
İşte o yüzden, gün içinde 30 saniyelik mini check-list:
- Şu an aç mıyım?
- Susuz muyum?
- Sırtım/omzum ağrıyor mu?
- Çok mu gürültü var, kafam mı dolu?
- Bebeğe değil, kendime en son ne zaman dokundum? (yüzümü yıkamak bile sayılır)
Bu sorular dramatik değil; tam tersine pratik. Çünkü anne iyi olunca bebek de “daha kolay” olur demiyorum, ama anne iyi olunca zor anlar daha yönetilebilir olur.
2) Bebekle bağ kurmanın “sessiz” yolları
Bağ kurmak deyince akla hep büyük anlar geliyor: ilk gülümseme, ilk kelime… Oysa bağın çoğu sessiz anlarda büyür:
- Bebeğin gözlerinin içine 10 saniye bakmak
- Emzirirken/ biberon verirken telefonu başka odaya bırakmak
- Alt değiştirirken “şimdi pantolonu çıkarıyoruz, hop!” diye konuşmak
- Uykudan uyanınca “günaydın” demek (evet, yeni doğana bile)
Bunlar küçük ama etkili. Çünkü bebek, güveni “büyük sürprizlerden” değil, tahmin edilebilirlikten öğreniyor.
3) “Uyku rutini” değil, “uykuya geçiş dili”
Her bebeğin uykusu farklı; bunu biliyoruz. Ama çoğu zaman asıl farkı yaratan şey “saat” değil, uykuya geçiş sinyalleri.
Kendinize bir “uyku dili” seçin. Örneğin:
- ışığı kıs
- aynı cümle: “Şimdi dinlenme zamanı.”
- aynı hareket: omza yaslama + 10 kez yavaşça sallama
- aynı ses: pışpış / beyaz gürültü
Bir süre sonra bebek “uyku geliyor” bilgisini bu sinyallerden alır. Bu da hem bebeğin hem sizin için rahatlatıcı olur.
4) Anne–bebek günlerinde en çok ihmal edilen şey: “kolaylaştırmak”
Bazen anne-bebek hayatında hedefimiz şu oluyor: “Her şeyi yetiştireyim.”
Oysa daha sağlıklı hedef şu: “Her şeyi kolaylaştırayım.”
Küçük kolaylaştırma fikirleri:
- Evde 2-3 noktaya mini “bebek istasyonu” (bez, ıslak mendil, krem, yedek zıbın)
- Kendine tek elle yenebilen atıştırmalıklar (yoğurt, muz, ceviz, sandviç)
- Telefon notlarına “bebeği sakinleştiren 5 şey” listesi
- Misafir gelince “çay koyma” değil, “bebeği 10 dk tutma” talebi
Evet, yardım istemek bazen zor. Ama anne-bebek döneminde yardım istemek beceridir.
5) “Kıyas” değil, “gözlem”: Senin bebeğin sana özel
Sosyal medya, anne-bebek döneminde hem iyi hem zor: bir yandan destek hissi, bir yandan sürekli “başkası” görüntüsü.
Kendi gerçekliğini korumak için basit bir cümle:
“Ben kıyas yapmıyorum, gözlem yapıyorum.”
Bebeğinin ritmini, işaretlerini, “neye nasıl tepki verdiğini” gözlemlemek, tüm önerilerden daha değerli olabilir.
Bugün sadece şunu deneyin
Bugün bir an seçin—emzirme, alt değiştirme, uyku öncesi—ve o anda 10 saniye durup şunu söyleyin:
“İkimiz de öğreniyoruz.”
Anne de öğreniyor. Bebek de öğreniyor.
Ve bu, “her şey mükemmel olsun” baskısından daha gerçek bir cümle.


Yorum yok!